Lazlar yokoluşa karşı direnenlerin öyküsü

İşte Mjora ile yeni bir başlangıç yapıyoruz. Laz hareketinin kazandığı bunca deneyimden sonra Mjora'nın uzun soluklu bir yayın olacağını söylemek kehanet sayılmasa gerek.

19 Kasım 2012 Pazartesi 01:45
Bu haber 1514 kez okundu
Lazlar yokoluşa karşı direnenlerin öyküsü
DİĞER BENZER HABERLER 1992 yılı son baharında telefonda duyduğum tok ses birşeylerin başlangıcı olduğunu hissettiriyordu. Tarih sahnesinden silinirken, hiç varolmadığımızı düşünmek kolay olandı. Yokoluş anlaşılabilirdi. Bu ölçüde de kabullenilebilir. Telefondaki o sesle sesimiz, sesimizle bize yüz yıl öncesinden seslenenlerin sesi karıştı. İşte tarihin tersine dönüşünün kısa bir özeti, yirminci yüzyılın başından bugüne dek yokoluşa karşı direnenlerin öyküsü olacak birazdan okuyacaklarınız.

Tarih Sahnesindeki İlk Siluet: Faik Efendi1

Faik Efendi adına Nananena2 adlı Lazca ders kitabında rastlıyoruz. Kitapta Faik Efendi'nin Lazca bir kitap çıkardığını,3 Lazca yazdığı için “Sultan Abdul Hamit” tarafından hapsedildiği, yazılarının hepsinin yakıldığı, kaybedildiği, hapisten çıktıktan sonra Lazların düşmanları tarafından vurularak öldürüldüğü (?)4 anlatılıyor. Kitapta bir de çizim var. Ancak bu temsili bir çizim olmalı.

Doğrusu bu verilerle Faik Efendi'nin izini bulmak oldukça güç. Eğer baskıdan ve Sultan Abdülhamit'ten bahsediliyorsa bunun II. Abdülhamit olduğu açık. Bilindiği gibi II. Abdülhamit sıkı bir istibdat rejimi ve geniş bir hafiye örgütü kurmuş, basına gülünç denecek sansürler uygulamıştır. II. Abdülhamit'in saltanatı 1876'dan 1909'a kadar sürdüğüne göre Faik Efendi de bu yıllarda yaşamış ve hapsedilmiş olmalı. Bununla birlikte Ali İhsan Aksamaz Kafkasya Yazıları'ndaki bir makalesinde5  şöyle diyor:

Ünlü akademisyen Niko Marr, “1910 Lazistan Raporu” adlı eserinde, Hopalı Faik Efendi'nin, Lazcanın yazılı hale gelmesi için çalıştığını, bu nedenle Sultan Abdülhamit döneminde tutuklandığını, sürgün edildiğini ve daha sonra da Laz halkının düşmanları tarafından katledildiğini yazmaktadır. Lazların Tarihi6 kitabında ise durum biraz daha farklı anlatılmakta: Niko Maar bir yazısında şöyle söylemektedir: “Hopa'da Faik Efendi adında bir zatla tanıştık. Bu zat Sultan Hamit döneminde bir Laz alfabesi vücuda getirilmesi için girişimde bulunmuş, bu isteği pek hoş karşılamamışlar, yakalayıp zindana kapatmışlar, evini barkını didik aramışlar. Ailesini başka illere sürmüşler, buldukları belgeleri de ateşe vermişler.

1- Her ne kadar Nananena`da Faik Efendişi dense de bu Faik Efendi olmalı. Çünki Efendişi Ardeşen`de kabile adı olarak kullanılmaktadır. Oysa bilindiği kadarıyla Faik Efendi Hopalı`dır.
2- ÛzmÛrtli - T'amT'ruli,Osman Parpali 2, Nananena, Kaukasus-Verlag, Freudenstadt 1991
3- '' Faik Efendişi rt'u armuşi Lazi, Namuk gamiğu Lazuri svara
4- '' Lazepeş duşmanepek Faiki doyles''
5- Aksamaz, Kafkasya Kültür Kşkenli bir Topluluk: Lazlar, Kafkasya yazıları, Sayı 1, Sayfa 97, Kafkasya`dan Karadeniz`e Lazların Tarihsel Yalculuğu, Sayfa 22, Çiviyazıları, İstanbul 1997
6- Vanilişi, Muhammet/Tandilava, Ali, Lazların Tarihi, Sayfa 71, Ant Yayınları, İstanbul 1992

Konular

Bolşevik Bir Laz Aydını: İskenderi Witaşi (Tsitaşi )

7 Kasım 1929'da Lazlar için tarihi bir adım atılır. Bu Witaşi'nin öncülüğünde Lazca yayınlanan bir gazetedir: Mçita Murunsxi - Möiua Murunéxi1 Elimizde bu gazetenin sadece ilk ve sanırız tek sayısı vardır. Bu gazetenin çıkış amacı Lazlara Ekim Devrimi'ni ve kazanımlarını anlatmak, kendi anadillerinde okuyup yazabilmelerini sağlamaktır. Gazetede kullanılan alfabe Latin alfabesine dayalı bir alfabedir.

Gazetede Lenin'in 19 Nisan 1896'da hapiste iken yazdığı bir bildiri, TASS ajansının uluslararası haberleri, Krupskaya'nın bir yazısı yer alır. Gazetede müstear adlarla birlikte Ziya Nuri ve Lazların Tarihi kitabından tanıdığımız Muhammed Vanilişi2adlarına da rastlarız. Ayrıca kullanılan alfabe de gazetede örneklenerek Witaşi tarafından anlatılmıştır. Bu konuda ilginç bir bilgi de Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu'nun 8924 sayılı, 26 Şubat 1930 tarihli bir kararıyla Mçita Murunsxi - Möiua Murunéxi`nin yurda sokulmasının yasaklanmasıdır.3

Witaşi'nin ortaya koyduğu ikinci eser ilkokul birinci sınıflar için hazırladığı ders kitabıdır.4 3itaşi'nin burada kullandığı alfabe yine Latin alfabesidir. Ancak bazı farklar vardır. Witaşi'nin üçüncü eseri Okitxuşeni Supara'dır.5 Bu kitap Alboni`nin devamı olarak yazılmıştır.

Witaşi hakkındaki bilgilerimiz de yok denecek kadar azdır. Yine Nananena'nın önsözünde Witaşi'den Lazların büyük şairi ve bilim adamı olarak bahsedilmektedir ve Stalin'in emri üzerine İskender 1938 yılında öldürülmüştür denmektedir. Aynı ifade Alboni`'nin tıpkı basımının6 arka kapağında da bulunmaktadır.7 Ayrıca “Meleni Sarpi”liler Witaşi'yi bilmekte, en son 1938 yılında Bakü'de görüldüğünü belirtmekte ancak akibeti hakkında birşey söyleyememektedirler.8 3itaşi'nin Stalin dönemi uygulamalarına kurban gittiğini söylemek dönemin konjonktürel yapısına aykırı düşmez. Tam da bu dönemde dikkati çeken bir nokta Abkhazya'da 1939 nüfus sayımından sonra Megrel ve Lazların Gürcü olarak gösterilmeye başlanmasıdır.9 Tüm bunlar Megrel ve Laz halkının artık sistemli bir Gürcü asimilasyonuna maruz kalacaklarını göstermektedir.10
1-Adı '' Kızıl Yıldız '' anlamına gelen bu gazete Sovyetler Birliği Komünist Partisi`nin XII. Kongresi`nde alınan karar gereği çıkartılmış olmalı. 1 Nisan 1923`te toplanan XII. Kongre SSCB`deki azınlıkların ve ulusların ekonomik ve kültürel gelişim düzeylerinin dengeli bir şekilde yükseltilmesi için bir plan hazırlar. Bu plan`ın hazırlanmasında Lenin`in geçmişteki yazıları ve mektupları çok önemli bir rol oynar (Gorbaçov, Mihail, SBKP MK 27. Kongre Siyasal Raporu içinde, Sayfa 8-9, Sorun Yayınları, İstanbul 1987 )
2-Vanilişi`nin Adı gezetede Mamedi Vanlişi Olarak geçiyor
3-Dündar, Fuat, Kafkasya Hakkındaki Yasaklı Yayınlar (1920-,44),Kafkasya Yazıları Sayı 2, Sayfa 36, Çiviyazıları İstanbul 1997
4-Chitaşi Isgenderi, Alboni, Geç'kapuloni meqtebepeş 1-ani sinifişeni, Abazastaniş Jumhuriyetişi gamamşqumala, Soxumi 1935
5-Chitaşi Iskenderi, Okitxuşeni Supara, Mazurani Fila, Soxumi 1937
6-3itaşi, İskender, Gürcüstan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti`nde Okutulan Lazca Alfabe, Doyuran Matbaası. İstanbul 1994
7-Ayrıca bkz. Aydınlık, Yusuf, Kafkasya-Laz Kültürel Dayanışma Komitesi Basın Sözcüsü Avukat Ahmet H. Kırım`la Söyleşi, Ogni, Sayı 6, İstanbul 1994
8-Aktaran İsmail A. Bucaklişi
9-Kuzey Kafkasya Kültür Derneği Basın Yayın Komisyonu, Aphazya Gerçeği, Kafdağı Yayınları 2, Ankara 1992--- Nufus Sayımları Yalan Söyler(mi ?), Ogni, Sayı 2, İstanbul 1994
10-Bu konuda ilginç bir makale için bkz. Ogni, Sayı 2, Sayfa 11

Konular

Peki Ya Megreller: Qazaqişi Gazeti1

Mçita Murunsxi - Möiuz Mtrtnéxi`nin kardeş yayını sayılabilecek Qazaqişi Gazeti, 1 Mart 1930'da, Gürcüstan'da Sovyet yönetimi`nin kurulmasından sonra Megrelya'nın özerkliği ve Megrelce`nin yazı dili olması için çalışan bir komünist olan İsaki Zvania ve Mamanti Kvirtia tarafından Gürcüstan Komünist Partisi Merkez Komitesi'nin resmi yayın organı olarak yayınlanmaya başlandı. Başlangıçta beş günde bir yayınlanan gazete 10 Mart 1932'den sonra günlük olarak yayınlanmaya başlandı. Amacı Mçita Murunsxi - Möiuz Mtrtnéxi  ile aynıydı. Gürcüceyi hiç bilmeyen veya çok az bilen Megrel köylülerine sosyalizmi tanıtmak ve sosyal gelişmeler hakkında bilgi vermekti. Tirajı 1933 yılında on beş bine ulaştı. Aynı yıl tahmin edilebilecek nedenlerden dolayı yayını durduruldu. Aksamaz'a göre İsaki Zvania, Sovyet gizli polisi tarafından malum bahanelerden biri uygun bulunarak katledildi.2

Qazaqişi Gazeti`de de Mçita Murunsxi - Möiuz Mtrtnéxi`de olduğu gibi takma adla yazanlar vardı. Bunun 3itaşi ve Zvania'nın söylenen sonlarına baktığımızda çok da haksız bir kaygı olmadığını görüyoruz. Ancak kendi adları ile yazanlar da vardı. Bunlar Kolia (Nikoloz) Bukia, D. Çanturia, İlia Gogia idiler. Megrel dilinin ve Lazcanın olanaklarını anlayabilmek açısından Megrelce yayınlanan şu kitapların adlarını bilmek dahi önemli olmalı: Kitab-ı Mukaddes'in Megrelce çevirisi 1895; Megrelce-Gürcüce Sözlük, Givi Eliava/Korneli Danelia; Muço Lamenda Samargaloşi Moxande Qazaqoba Sabçoepişi Xeşuulobaşeni (Megrelya'nın Çalışan Köylüsünün Sovyet İktidarı İçin Nasıl Mücadele Ettiği), 190 sayfa, Zugdidi 1931; Kolektiuri Xanda, Anbani Samargaleşi Şkolepişo (Megrelya Okulları için Okutman), Kollektif çalışma, 198 sayfa, Tbilisi 1932; Manipesti Komu-nisturi Partiaşi (Komünist Parti Manifestosu), Karl Marksi do Pridriks Engelsi, Çev. Janier Rogava, Zugdidi 1933; Kaplan Postlu Şövalye, Çev. Kaka Zvania, 1966, Çev. Şanava, Soxumi 1991.

Bir yandan Lazlar, bir yan-dan Megreller kültürel kimlik-leri adına çalışmalar yürütürken elimizde birlikte bir şeyler yap-tıklarına dair bir bilgi olmaması ilginçtir.
1-Qazaqişi Gazeti, '' Köylünün Gayetesi '' anlamına gelir. Bu konuda son derece önemli bir çeviri için bkz. Enwall Joakim, Qazaqişi Gazeti, Ogni Sayı 5, Çev: Aksamaz, İstanbul 1994
2-agy., Aksamaz`ın notu

Konular

Mezar Taşı Lazca Olan Bir Sürgün: Helimişi Xasani*

Helimişi 1907'de Ortahopa'da doğar. Helimişi'nin 1932'ye kadar olan faaliyetleri hakkında elimizde Türkiye Komünist Partisi üyesi olduğundan başka bir bilgi yoktur. Helimişi 1932'de Sovyetler Birliği'ne gider ve Leningrad'ta bulunan Azınlık Milliyetleri Enstitüsüne gönderilir. Helimişi, burada dans eğitimi görür ve “Lazuri Gruppa” adlı bir dans grubu kurar. 1938 yılında o dönemdeki her Laz gibi baskıya uğrar ve sürgüne gönderilir.

Sürgünden Batum'a dönüşünde yapılan açıklama komiktir: “Bir yanlışlık oldu. ” Yanlışlık uzun sürmez. 1949'da tekrar Sibirya'ya sürgüne gönderilir. 1953'te Stalin'in ölümüyle Stalin dönemi uygulamaları rafa kaldırılır. Bunun sonucunda Helimişi de sürgünden döndürülür. Ancak o bundan memnun kalmaz. Çünkü Sibirya'da da olsa kendine iyi kötü bir düzen kurmuştur. İşin ilginç yanı Helimişi, Stalin dönemi uygulamalarına maruz kalıp sürgünlerde yaşamak zorunda kalmasına rağmen Stalin'in ölümünden üzüntüyle bahseder. Sürgünden Batum'a geri döndürülen Helimişi ümitsizdir. Dönemin Gürcüstan devlet başkanına bir mektup yazar. Mektubun sonucunda Tiflis'te, üniversitede Türkçe öğretmeni olur ve Helimişi'ye bir yurt odası verilir. Bu oda Helimişi için sonun başlangıcıdır. Helimişi bu odada 1976 yılında ölür.

Cenazesi polisten kaçırılarak Meleni Sarôi-Sarp'i'ye getirilir ve burada gömülür. Helimişi'nin mezartaşında yaşadığı onca acıya rağmen şöyle yazılıdır: Skidzdzşen mznz mznöen kzebadi  / Mzn zm dtnizs em dtnizş derdi vzr badi.  ( Skidadaşen mana manç'en kaebzdi / Man am dunias em duniaş derdi var bzdi ) Helimişi yaptığı ses kayıtlarında adını “Helimişi Xasani” olarak telaffuz eder. Ama malüm sebeplerle ne acıdır ki mezartaşına bir soyad daha eklenmiştir: Helimis-z'e.(âe)

Helimişi Xasani yaptığı ses kayıtlarıyla arkasında onlarca şiir, derleme, şarkı, Lazlar hakkında bilgi ve Kore'de Bir Laz Kızı adında bir roman bırakmıştır.
*-bkz. Bucaklişi, Fırtınalı Bir Hayat, Bir Büyük Sanatçı, Orta Hopadan Sibiryaya, Tiflise Uzanan Bir Yaşam: Helimişi Xasani, Kafkasya Yazıları, Sayı 7, Sayfa 87, Çiviyazıları, İstanbul 1999

Konular

Meleni Sarp'ili(Sarô)lerden Bir Kitap: Lazeti1

Tam adı “Lazeti, Tarih, Coğrafya, Etnoğrafya Çalışmaları” olan kitap 1964 yılında Gürcüstan'da yayınlanır. Yazarlar Muhammed Vanilişi ve Ali Tandilava'dır. iddiaya göre2 kitap birkaç kez Gürcüstan Bilimler Akademisi'nden Simon Canaşia ve Niko Berdzenişvili3tarafından redakte edilmek üzere yazarlarına iade edilir. Bu iddanın anlamı şudur: Kitap başlangıçta Gürcü resmi ideolojisinden uzak yazılmışken sonradan bu durum birkaç kez değişikliğe uğratılarak Gürcü resmi ideolojisine uygun hale getirilmiştir.4

1-Bu kitap Türkiye`de 1992 yılında '' Lazların Tarihi ''  olarak Ant yayınları tarafından, Hayri Hayrioğlu çevirisi ile yayınlanmıştır.
2-Aktaran Bucaklişi
3-Bu yazarları '' Türkiye`den Haklı İsteklerimiz (S.Canaşia, N.Berdzenişvili, Tarih ve Toplum, Çev:Mehmet Özata, Sayı 46 İstanbul 1987) adlı makalelerindende tanıyoruz.
4-Sinan Adalı bir yazısında '' Yayınevi`nin sorumluları Laz-Megreller`in Gürcü olduğu tezine katıldığı içinmi yoksa bu halkların kökenleri ve aralarındaki ilişki hakkında bilgi sahibi olmadığı içinmi, bu ''aslı inkâr'' kitabını yayımladı ?''

Konular

Türkiyeli Lazların Yayınladığı İlk Dergi: Arhavi

Arhavi dergisi 1973'lerde Ankara'daki Arhavi Kültür ve Yardımlaşma Derneği tarafından çıkarılmıştır. Dergi bütünüyle Laz kültürüne yönelik olmasa da bazı yazılar dikkate değerdir.*
*-Çakmak, Şener, Arhavi ve yöresi folklorunda ölüm temi ve bu temle ilgili inanlar üzerine bir inceleme, Arhavi Dergisi, Özel Sayı 4, Ankara 1973

Konular
Türkiye'deki Kilometre Taşları:
 Av. Şehzat Ayartepe, Dr. Nizamettin Alkumru

Av. Şehzat Ayartepe Ardeşenli'dir. 1 Aralık 1976'da Karadeniz Haber gazetesinde Lazların Tarihçesi adlı bir makalesi yayınlanmıştır.Dr. Nizamettin Alkumru Hopa-Azlağalıdır. 1987 yılında Lazlar hakkındaki ansiklopedik bilgileri derlemiş ve çoğaltarak konuya duyarlı kişilere dağıtmıştır.

Konular
Laz Alfabesinin Mimarı:
Fahri Kahraman, Nam-ı Diğer Fahri Lazoğlu Ya Da Fexri Mtanebiva

Fahri Kahraman Arhavilidir ve Lazuri Alfabe'nin yaratıcısıdır.11997 yılında Arhavi'de bir trafik kazasında2ölenedek hayatını Lazcaya adamıştır. Çalışmalarını kitaplaştırmak için emekli olmayı beklerken ömrü buna vefa etmemiştir. Arkasında bıraktığı en değerli eser olan Lazuri Alfabe 1984 yılında Almanya'da yayınlanmıştır. Alfabenin önemi büyüktür. Artık Lazca yazılabilir hale gelmiştir.
1-Lazoğlu, Fahri, Lazuri Alfabe, Lazuri Ç'arelepe, Parpali 1, Gundelfingen 1984
2-Fahri Hoca, anlatıldığına göre dönemin Arhavi Cumhuriyet Savcısı`nın kullandığı arabanın çarpması ile ölmüştür. Savcı daha sonra tayin olmuştur.

Konular

Yıllar Sonra Bir Ses Daha : Nugzar Dzhodzhua*

Abkhazya'da yaşayan Megrel bir yazar olan Dzhodzhua, 1989 yılında Abkhaz televizyonuna çıkarak artık Gürcü resmi ideolojisinin kabul edilemeyeceğini, Megrellerin Gürcü olmadığını açıklar. Bu açıklamanın ardından dövülür, işinden kovulur, silahla görüşlerini değiştirmeye zorlanır. Bununla yetinilmez, annesi yerel Gürcü basınında oğlunu suçlaması için tehdit edilir. Bu yaşananlara rağmen Dzhodzhua, 1992 yılında bazı Megrellere yönelik bir açık mektup yazar. Ancak bu açık mektup Gürcüstan'da yayınlanmaz. Dzhodzhua, mektubunda televizyonda açıkladığı görüşlerinin arkasında durduğunu gösterir. Haziran 1990'da Londra'da toplanan 5. Avrupa Kafkasoloji kongresinde Megrelce ve Lazca ile ilgili bir tebliğin sunulduğunu ve bu dillerin içinde oldukları zor durumun vurgulandığını belirterek mektubunu “İleride torunlarımızın cevaplayamıyacağı davranışlar sergilemiyelim” dileği ile bitirir.

Bizce bu açık mektuptaki Megrel ve Gürcü ibareleri Laz ve Türk ibareleri ile yer değiştirse durumda şekli olarak bir değişiklik olmayacaktır.
*-Bkz. Dzhodzhua, Nugzar, Ben Bir Megrel`im, Ogni Sayı 6, Sayfa 17, Çev: A.İ.Aksamaz, İstanbul 1994.  M.Recai Özgün ''Lazlar'' adlı kitabında Dzhodzhua`nın Temmuz 1990`da ''Edinenie''de Megrelleri asimile etmeye yönelik Sovyet destekli Gürcü şovenizm`ini teşhir ettiğini, T.Bokuchava isimli megrek kadınının ''Sakartvelos Literatura'' gazetesinde Megrellere giydirilen Gürcü etnik kimliğinireddettiğini ve kültürel özgürlük talep ettiğini, Vano Dgebuadze`nin de ''Bzep'' dergisinde Megrelleri asimile etmeye yönelik politikaları sergilediğini söylüyor(Özgün, Lazlar, Sayfa 202, Çiviyazıları, İstanbul 1996

Konular

Sol Lazları Fark Ediyor : Komün Dergisi

Her ne kadar Dr. Hikmet Kıvılcımlı 1930'larda yazdığı “Yol” adlı kitabın II. cildinde Lazlardan bahsetmekte ise de en azından yakın tarihimizde Türkiye'de Lazlarla ilgili bir yazı yayınlayan ilk sol dergi Komün`dür.* Sanırız bu yazının yayınlanmasında Ahmet H. Kırım'ın derginin sahibi ve yazı işleri müdürü olmasının etkisi vardır. Zaten yazıyı da Lazların Tarihi  kitabının yayıncısı kaleme almıştır. Yazı  Lazların Tarihi  kitabındaki hataları paylaşsa da yayınlandığı yıl için değerli bir girişimdir.
*-Şener, Cemal, Lazların Tarihine Kısa Bakış, Komün, İstanbul 1 Kasım 1989

Konular

90'lı Yıllar : Bugünlerin Habercisi

90'lı yılların başında Almanya'da Lazebura Çalışma Grubu kurulmuştur. Daha önce sözünü ettiğimiz Nananena ile birlikte Lazuri Ambarepe adında Lazca bir dergi yayınlar Lazebura. Gruptan Bedia Leba'nın şiirleri elden ele dolaşır. Özellikle idamla yargılanan Ardeşenli bir devrimci için yazdığı Toç'i Var Eyazden Hast'eri Sk'iri / Ç'esa Şeni  ---  Toöi Var Eyazden Hasûeri Süiri / Öesa Şeni* okuyan herkesi duygulandırır.
*-Devrimcinin mahkemede ''Sizin ipiniz bizi kaldırmaz'' şeklindeki beyanı destanın oluşmasına yol açan sözdür, Kişisel İletişim Selma K'oçiva

Konular

1990 : Laz Gençleri Horona Başlıyor

Marmara Üniversitesinde bir horon çalışması başlatılır. Bu çalışma hemen hemen İstanbul üniversitelerinde okuyan Lazlığına ilgi duyan tüm gençleri kapsar. Çalışma bir yıl sonra sekteye uğrasa da ilerisi için ciddi bir başlangıç olur.*
*-Kişisel iletişim Bucaklişi

Konular

1992 : Haydi Horona Ya Da Miladımız

1992 yılı Lazlar açısından gerçekten, adeta bir milattır. Bu yıl Lazların Tarihi1 yayınlanır. Bizim de aralarında olduğumuz Laz gençleri Kadıköy'deki Pazarlılar derneğinde kültürel kimlikleri ile ilgili sorunlarını tartışmaya, horon oynamaya başlarlar. Öte yandan bir Laz vakfı kurma çalışmaları da başlamıştır.2 Yine Pazarlılar Derneği'nin yemekli bir gecesinde Lazca ile ilgili bir toplantının yapılacağını öğreniriz ve toplantıya dahil oluruz. Toplantıdaki simalar bizim için ilginçtir. Biz daha çok genç bir topluluk beklerken karşımızda yaşını başını almış, “umçane” bir heyet buluruz. Bu bizi daha da heyecanlandırır. Toplantıya katılım gerçekten ilginçtir; toplantıda savcılar, hakimler, doktorlar, avukatlar vardır. Toplantı Ahmet H. Kırım'ın açılış konuşması ile başlar, horonla son bulur. Toplantının konusu vakıftır. Biz vakıfta Laz adının geçmesi gerektiğini vurgularız. Böylece biribirinden ayrı gelişen iki hareket buluşmuş olur ve buradan Ogni  doğar.

Bu dönemde Cumhuriyet Kitap Eki'nde3 yayınlanan bir yazı doğru bir tespitte bulunur: Kültürel bir rönesans. Ancak kendisi de Hopalı bir Laz olan yazar sadece rönesansı tespit etmekle yetinir.
1-Daha önce`de belirttiğimiz gibi hernekadar kitap bilimsellikten uzaksada Laz Kimliği`nin anlaşılmasında önemli bir yeri olduğunu kabul etmek gerek
2-Akman, Haşim, Laz Enstitüsü Kuruluyor, Aktüel Sayı 66, İstanbul 1992    Yine bu yıl Almanya`da Kaçkar Kültür Çevresi ''Lazebura'' çalışma grubu dernekleşmiş, adı Kaçkar Kültür Çevresi Uluslararası Güneykafkas Dilleri ve Kültürleri Derneği olmuştur.
3-Çakır Ruşen, Laz Kültürel Rönesansının Eşiğinde, Sayı 131, İstanbul 1992

Konular

Horon Bereket Getirir : Zuğaşi Berepe

İstanbul gibi bir metropolde kendi kültürel kimliklerine bir alt kültür yaratarak sahip olmaya çalışan horoncu gençler Zuğaşi Berepe'nin temellerini atarlar. Gerçekten horon ekibinin politik bir misyonunun bulunmaması, aldığı bazı davetleri cevaplayamaması, dinamizmden yoksun oluşu bize bir müzik grubu kurmayı dayatır. Ve Zuğaşi Berepe Lazca şarkı söylemek için, Laz hareketinin güçlü bir kalesi olmak için 1993 martında kurulmuş olur.*
*-Zuğaşi Berepe`nin yolculuğu  ayrı bir yazı konusu olacağı için grup hakkında şimdilik bu bilgiyi veriyoruz. Ancak üzülerek`de olsa söylemeliyizki grup 1998 sonunda İgzas adlı son Albümünü çıkardıktan sonra solistlerden Kâzım  Koyuncu`nun grup`tan ayrılmaya karar vermesiyle çalışmalarını durdurdu. Zuğaşi Berepe`nin iki albümü daha bulunuyor: Va Mişgunan, Anadolu Müzik, İstanbul 1995: Bruxel Live, Özel yapım, İstanbul 1998

Konular

Lazların İlk Ada Çıkartması : Yürüyüş Hızlanıyor

1993 Temmuzunda bir Laz gezisi düzenlendi. Bu gezi Büyükada Dilburnu'na yapılan ve 150 civarında Laz'ın çoluğu çocuğuyla, genci yaşlısıyla katıldığı bir gezi idi. Gezide Zuğaşi Berepe küçük bir konser vermiş, doyasıya horon oynanmış, dönemin sorunlarıyla ilgili bir tartışma yapılmıştı.
Gezi insanların biribirlerini anlaması ve toparlanması ile sonuçlanmıştı. Bu gezinin İstanbul'da yaşayan Lazları biraraya getirmesi biz duygusunu güçlendirmiş ve bir yıl sonra ikincisi düzenlenmişti.

Konular


Horona Devam : Ogni

Laz vakfı tartışmaları devam etmekte ancak bir sonuç alınamamaktadır. Gün geçtikçe katılımcılar eksilmektedir. 1993 yılı başında Bugün Gazetesi`nin vakıfla ilgili çarpıtılmış, provakatif bir haberi bu noktada amacına ulaşır.1 İnsanlar terörize olurlar ve geri çekilirler. Bir yanda bir geri çekilme yaşanırken öte yanda Özgür Gündem`de birer ay ara ile yayınlanan iki yazı2 gönüllere su serper. Vakıf kurulamaz ancak en az vakıf kadar önemli bir dergi doğar bu süreçten: Ogni3

Derginin ilk sayısı 1993 Kasımında yayınlanır. Yerli ve yabancı basından buyük ilgi gören Ogni, aynı ilgiyi Devlet Güvenlik Mahkemesi savcılarından da görür. Toplatma talebi yedek hakimlikçe reddedilen savcılık makamı, karara itiraz ederek derginin toplatılmasını sağlar. Ogni`nin toplatılması iki yönlü bir etkiyi açığa çıkarır. Toplatılma kararının duyulması ile dergi daha da popüler olur. Ama öte taraftan okur da terörize olur, dergiyi okumayı bırakın, elinde tutmaya çekinir. Öyle ki toplatılma kararına kadar dergiye gelip giden vakıf süreci katılımcıları dergiden ayaklarını keserler ve trajikomik davranışlar sergilerler.

Vakıf sürecine katılan avukatlardan bazıları vekalet almaktan bile imtina ederler.4 Dergide hazırlık soruşturmasının takipsizlik kararı ile neticelenebileceği düşüncesi de varken “sırası ile” ilk üç yazı5 gerekçe gösterilerek hakkımızda bölücük suçlaması ile dava açılır. Tarihi bir davadır bu. Yetmiş yıllık cumhuriyet tarihinde bir Laz ilk kez Laz`ım dediği için yargılanır. Savunmada şu husus vurgulanır:6  Kendisini Türkiye mozaiğinin bir unsuru olarak gören isim ve türkülerini söylemek, dilini kullanmak şeklinde somutlaştırılan üç hak için meşru zeminlerde mücadele edilmesini isteyen bir dergi “bölücülük” propagandası yapmaz, yapamaz. Davayı açan savcılık makamı, davanın sonunda beraat ister.

Mahkeme de beraate karar verir. Adeta Ogni`yi tasvip ederek: Sonuç olarak suça konu her üç yazıda Laz olarak adlandırılan vatandaşlarımızın ayrı bir ulus olarak ayrı bir devlet kurmaları gereğinin vurgulanmadığı, tam tersine Laz kökenli vatandaşların Türkiye mozaiğinin bir parçası olduğunun açıklandığı ancak bununla beraber, Laz kökenli vatandaşlarımızın da bir dili olduğu, bu vatandaşların dillerini özgürce kullanmaları, türkülerini söylemeleri ve atalarından kalan isimlerle çağrılmaları için meşru zeminlerde mücadele yapılması gerektiğinin anlatılmaya çalışıldığı ancak kanun unsurları 3713 sayılı kanunun 8/1. maddesinde yazılı Türkiye Cumhuriyeti devletinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmayı hedef alan propaganda yapmak suçunun kanuni unsurlarının oluşmadığı, bu düşünce babında yani bölünmek anlamında taraftar kazanmaya yönelik bir amaç içinde bulunulmadığı, yazının kültürel kimlik ile ilgili bir dileği dile getirdiği sonucuna varılmış ve açıklanan sebeplerle kanuni unsurları itibari oluşmayan suçtan sanığın beraatine karar vermek gerekmiştir.7

Buna rağmen dava süreci (Kasım 93 – Nisan 94) zor ve yıpratıcı bir süreçtir. Derginin iki ve üçüncü sayılarıtoplatılma endişesine rağmen çıkartılmıştır. Bu zorlu süreç beraatle birlikte atlatılmış derginin yayınında bir süreklilik sağlanmış ancak görev değişimi sırasında ve maddi konularda duyulan sıkıntı artmıştır. Bu sıkıntıları gidermeye yönelik yapılan toplantılarda beşinci sayıdan sonra görev değişimi kararı alınır.8 Bu karar altıncı sayıda yerine gelecektir. Ancak bu karar yerine getirilmez ve Ogni`nin altıncı sayısı (siz bunu 5+1 diye de okuyabilirsiniz) şekil ve içerik açısından değişmiş9bir şekilde, derginin yasal sorumlusundan habersiz çıkartılır. Bunun neden yapıldığını düşündüğümüzde aklımıza iki sebep geliyor. Birincisi, beşinci sayıdaki samimi bir dergi olma çabasına bir cevap verme düşüncesi, ikincisi de “dergi bir sayı daha çıksın da ne olursa olsun” anlayışı. Eh, abartılı bir benzetme olacak belki ama “devrim kendi çocuklarını yer” derler... Ve Ogni`nin yayın hayatı son bulur.
1- Bugün Gazetesi bu yalan haberi nedeni ile dava edilmiştir
2- Aksamaz, Lazlara Gülmenin Dayanılmaz Hafifliği, Özgür Gündem, 15 Haziran 1993;Yaşadıkları Coğrafyanın Otoktonları:Lazlar, 15 Temmuz 1993
3- Ogni`nin isim babası Mecit Çakırusta`dır
4- Burada Ahmet H. Kırım`ı tenzih ediyoruz
5- Çıkarken: Kendine / Kendin Olma Bilinci Üzerine Düşünceler, Sarigina Beşli:Dil,Kültür, Kimlik Sorununa Kısa Bir Giriş, Ç'ut'a Noxlams.
6- İstanbul 1 Nolu DGM`de yapılan savunmadan, Dosya No: 1993/415, daha fazla bilgi için bkz. Karar: Ogni Beraat Etti....Ogni, Sayı 5, Sayfa 45, İstanbul, Temmuz-Ağustos 1994
7- ags. Sayfa 46
8- ags. Sayfa 1
9- Mecburi uzunca bir dipnot:  5+1 . Ogni`deki şekli değişikliğe bir sözümüz yok. Ancak içerik düşündürücü.Her ne kadar Kemalist olsada Toktamış Ateş`in kısmi objektif yaklaşımlar sergileyebileceğini dolayısıyla konuk yazar olarak Ogni`de yazmasını anlayabiliriz.(Ogni, Sayı 6, Sayfa 5, Eylül-Ekim 1994). Fakat içinde '' Yüce Türk Milletine '' gibi şoven bir terminoloji`nin ürünü ibarelerinin kullanıldığı bir bildirinin Ogni`de yayınlanmasını Kafkasyalılık Bilinci`nin gelişmesine katkı olarakmı adlandıracağız ? (agz.Kafkasya Çeçen Dayanışma Komitesi Basın açıklaması, Sayfa 19) İşin daha ilginci bir yanda bu bildiriyi yayınlarken öte yanda yeltsin`in samimiyetten uzak riyakâr bir mesajı`nın yayınlanmasıdır.(ags.''yeltsin:Kafkas Halkları Kahramanca Mücadele Etmişlerdir....''Sayfa 14 ) Dikkati çeken bir ayrıntı`da Alboni`nin tıpkı basımı ile ilgili duyurudur. Duyuruda '' İskender 3itaşi 1938`de 'Sovyet' yönetimi tarafından katledildi.'' denilmekte iken tıpkıbasımda '' Stalın`nin direktifiyle katledildi''  denilmekte (ags.Sayfa 42). Aslında yukarıda, 3itaşi`den bahsederken sorulması gereken bir soruyu şimdi soruyoruz. 3itaşi`nin katledildiği bilgisi yukarıda bizimde ifade ettiğimiz gibi bir karineden yola çıkarak`mı veriliyor yoksa bir belgeye yada tanıklığa yada kamu`ya mal olmuş bir bilgiyemi dayanıyor ? Her halükârda bir ''Sovyet yönetimi'', bir ''Stalin'' denilerek neden kafa karışıklığı yaratılıyor ? Yoksa amaç Anti-Komünizm propagandası yapıp birilerine hoş görünmekmi oluyor ? Bilimsel bilginin peşine düşünce insan sorulardan kendini alıkoyamıyor.

Konular

Skudas Maisindğa, 1994 Bir Mayısı: Tulum Ve Horonun Zaferi

1988'den beri Laz arkadaşlarla toplumsal mitinglere katıldığımızda Lazcanın sesini bu mitinglerde de duyururduk. 1994 1 Mayıs kutlamalarına ise Lazlar olarak katılmaya karar verdik. Pankart hazırlamamıza gerek kalmadı çünkü aramızda bir tulumcu da vardı ve tulum bizim için doğal olarak pankart vazifesi görüyordu. Sayımız fazla değildi. Buna rağmen tulumun dayanılmaz sesini duyan Lazlar, Hemşinliler kortejlerinden kopup, bizimle horon vurup kortejleri bir hayli uzaklaştıktan sonra kortejlerine geri dönüyorlardı.

Diyebiliriz ki sayımızın az olmasına rağmen 1994 1 Mayısını renklilik açısından biz belirlemiştik.
Konular

Radyoda Lazca Konuşulduğunu   Duydum, Ölsem De Gam Yemem ! :  Tanura Radyo Programı

İstanbul'dan yayın yapan Çevre Radyo'da Kasım 1995'de bir ilk gerçekleşir. Tanura adlı Lazlara yönelik bu program Bucaklişi ve Esat Sarı tarafından hazırlanır ve sunulur.* Lazlar ve diğer halklar tarafından büyük bir ilgi ile karşılanır. Programın en önemli özelliği programda bolca Lazca konuşulmasıdır. Yaşlı bir teyzenin yukarıya aktardığımız sözleri Lazların özellikle yaşlı kuşağın Lazcaya duyduğu bağlılığı göstermesi açısından önemlidir. Programın yayınına iradî olarak Haziran 1998'de son verilir. “Tanura” deneyimi Lazca radyo ve TV yayınlarının mümkünlüğünü bize göstermiştir.

*Bu program Vi3e`li Hakan Sargın`ın önerisi ile başlamış ve ilk yayın 25 Kasım 1995`te Bucaklişi ve Hakan Sargın tarafından yapılmıştır.
Konular

Agnostik Lazlardan Bir Vakıf :   SİMA Vakfı

Tam adı Doğu Karadenizliler Hizmet Vakfı-Sima olan vakıf 1996 yılında kurulur. Merkezi İzmit'dedir. Lazlığı farklı düzeylerde algılayanların kurduğu vakfın kurucu başkanı Orhan Bayramin'dir. Şimdiki başkan Vecdi Cihangir'in Mjora ile ilgili bir toplantıda “Siz vakıf kuramadınız ama biz kurduk” demesi bir şekilde 90'ların başından beri tartışılagelen Laz vakfı fikrine sahip çıktığının göstergesidir. Bununla birlikte, Bayramin'in 1999 yılı başlarında İzmit'te düzenlenen, askeri ve mülki erkanın ve ne yazık ki Meral Akşener'in de katıldığı yemekli bir toplantıda vakıf adına şunları söylemesi durumu özetlemektedir: “Sima, Türkçemizde güzel, hoş yüz anlamı uyandırır. Bizim konuştuğumuz Lazcada da sen ben anlamına gelir”. Vakıf ne yazık ki henüz vakıf senedine uygun kültürel bir adım atamamış, atmaya niyetlendiğinde de 17 Ağustos depremi buna izin vermemiştir. Sanırız Mjora ile birlikte vakıf da yeni ve sağlam adımlar atacaktır.
Konular

Lazlarla İlgili Türkiye'de Türkçe Yayınlanan İkinci Kitap : Lazlar*

Saygıdeğer büyüğümüz M. Recai Özgün (Ar3'aşi-Arwaşi) tarafından kaleme alınan kitapta Lazlar tarihsel ve folklorik açıdan anlatılmaktadır. Özgün Arhavilidir. Çocukken ,”Lazca ile Mücadele Kolu Başkanı” olan yazar bügün Laz kültürünün önemli bir savunucusudur. Özgün, Sima Vakfı kurucu üyesi ve basın yayın sorumlusudur.

*Özgün, M. Recai, Lazlar, Çiviyazıları, İstanbul 1996. Yazarın konuyla ilgili sayılabilecek iki kitabı daha vardır. Atmaca, Fatih Ofset, tarihsiz: Başladığımız yer, Mjora, İstanbul 1998
Konular

Kafkasyalılar Birarada: Kafkasya Yazıları

Kafkasya Yazıları Çiviyazıları'nın Kafkasya ile ilgili kitap dizisidir. İlk sayı 1997 ilkbaharında yayınlanmıştır. Bir şekilde Ogni`den sonra daha geniş bir konseptte Lazların da yayın ihtiyacını karşılamıştır. Bugüne kadar yedi sayı çıkmıştır. Dizi Özcan Sapan ve Hüseyin Demirel tarafından yayına hazırlanmaktadır.
Konular

Murunéxi Steri A Oxorzaşa A  Svara : Nena Murunéxi*

Nena Murun3xi - Nena Murunéxi Türkiye'de Lazca yayınlanan ilk şiir kitabıdır. Şair yazar Selma Koçiva 1960 Ardeşen doğumludur. 1979'dan beri Almanya'da yaşamaktadır. 1984 yılında Lazebura çalışma grubunda yer alır. Uluslararası Güney Kafkas Kültürleri ve Dilleri Derneği kurucularındandır. Ogni dergisinde de yazan Selma Koçiva Dutxe`lidir. Şiirlerini Dutxe Lazcasının müziği ile yazagelmiştir. Koçiva'nın Lazcaya hakimiyeti herkes tarafından takdir edilir. Uzun yıllardır memleketinden ayrı yaşamasına rağmen hala halkını çok iyi tanımakta ve şiirleri ile halkın nabzını tutmaktadır.

*Koçiva Selma, Nena Murun3xi, Kurye, İstanbul 1997
Konular

Beklenen Kitap: Kafkasya'dan  Karadeniz'e Lazların Tarihsel  Yolculuğu

Hepimizin ilgi ile izlediği Ardeşen-Şangul`lu Ali İhsan Aksamaz'ın (İslamoğlu) aynı adlı kitabı 1997 Kasımında Çiviyazıları'ndan çıkar. Yazımızda adı sıkça geçen Aksamaz üretkenliği ile herkesi etkilemiştir. Başarılı yazar Lazcayı sonradan öğrenmiştir. Ancak Kafkasya'dan Karadeniz'e Lazların Tarihsel Yolculuğu kitabı okurda hafif bir düş kırıklığı yaratır. Aksamaz'dan yeni bilgiler alacağını ümit eden okur kitapta Aksamaz'ın bir çok yerde yayınlanan makale ve çevirilerinin biraraya gelmiş halini bulur.1 Bununla birlikte Lazlarla ilgili yapılan çalışmalarda2özel bir yere sahip olan kitap yazarının da belirttiği gibi sağlam bir girizgah niteliği taşır. Çalışmalarını uluslararası boyutlara taşıyan yazar Abkhazya'ya da gitmiş, Temmuz 1994'de Dünya Abkhaz Kongresi'ne gözlemci olarak katılmıştır. Aksamaz'ın bize kazandırdığı son çeviri Doğu Karadeniz'de Efsane, Tarih Ve Kültür'dür.3
1- Yanlış anlaşılmasın, Aksamaz`ın makale ve çevirilerini okumamış okurlar için eser bulunmaz bir kaynaktır. Yazar kitabında 100 sayfaya yakın Lazca metine`de yer vermiştir.
2- Kitaptan öğrendiğimize göre Alboni adlı eseri de Aksamaz yayınlatmıştır.
3- Hann, Beller Ildiko, Doğu Karadeniz`de Efsane, Tarih ve Kültür, Çiviyazıları, İstanbul 1999

Konular

Laz Müziğinin Yaratıcı Sesi : Birol Topaloğlu

1997 Kasımında yayınlanan ilk albümü “Lazuri Birabape / Heyamo”1ile Lazların ve müzik çevrelerinin dikkatini çeken sanatçı Atina-Apso doğumludur. Öğrendiği ilk dil doğal olarak anadili Lazcadır. Türkçeyi o dönemdeki hemen her Laz çocuğu gibi ilkokulda öğrenir. Topaloğlu'nun Türkiye'deki popüler kültürün de etkisi ile eline ilk aldığı müzik aleti bağlamadır. Ancak 90'lı yıllarda gelişen Laz hareketi sanatçıyı kendi kültürüne yönlendirmiştir. Müziğinde sadece otantik enstrümanlar kullanmaya çalışan Topaloğlu, Laz müziğine yeni bir vurmalı kazandırmak için ğuni  kullanır. Gürcüstan'a iki kez gider, Laz ve Megrel müzik aletlerini inceler. Bu müzik aletlerinden Türkiye'ye örnekler getirir. Birçok Laz köyünü derleme amacıyla inceler. Grubunda yaratılan birikimi devralacak genç Laz müzisyenlere de yer vererek Laz müziğinin önünü açmaya ve devamını sağlamaya çalışır.

Topaloğlu'nun bu çalışmaları “ilgisiz” kalmaz 14 Ağustos 1999'da Ardeşen'den yayın yapan Gelişim TV'deki bir haber bülteninde yaptığı konuşmada “ırk farklılığı gözeterek halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği” gerekçesi ile hakkında soruşturma açılır. Soruşturma “meçhul bir şahsın Ardeşen ilçe emniyetini telefonla arayıp ihbarda bulunması” üzerine başlatılır. Topaloğlu televizyonda yaptığı konuşmada “yörede yaşayan insanlara ait Laz kültürünün sahipsiz bırakıldığı ve bu kültürün özellikle müziğini ve dilini yaşatmak istediğini ve buna ilişkin çalışmalar yaptığını, Laz dilini bilen kişilerin çocuklarına Lazcayı öğretmelerini istediğini” söylemiştir. Savunmasında ise “Türkçe ve Lazca sözler ihtiva eden şarkı ve türküleri yorumladığını amacının hiçbir şekilde bölücülük olmadığını” vurgular. Soruşturma sonucunda hukuk galip gelir. Ve takipsizlik kararı verilir. Bu ikinci DGM karşılaşması da bize hukukun Lazların yanında olduğu gösterir.2

Topaloğlu'nun, sonucu takipsizlik de olsa böyle bir takibata uğraması devletin içinde bulunduğu çelişik durumu göstermesi açısından önemlidir. Devlet tarafından takibata maruz kalan Topaloğlu, aynı devletin cumhuriyetin 75. yılı dolayısıyla gerçekleştirdiği kutlamalar çerçevesinde, bir finans kurumunun organize ettiği Fahir Atakoğlu konserlerine konuk sanatçı olarak katılmıştır.3 Cumhuriyetin 75. yılının Başbakanının karşısında Lazca şarkılar söyleyen Topaloğlu'nun, Cumhuriyetin 76. yılının savcısına ifade vermesi, ve yine Cumhuriyetin 76. yılının Dışişleri Bakanı tarafından İsveç Dışişleri Bakanına albümünün hediye edilmesi4tarihin akışını algılamamız açısından öğreticidir.

Topaloğlu Almanya, Hollanda, Fransa, İsviçre, İngiltere ve Türkiye'de çeşitli konserler vermiştir.
1- Kalan Müzik İstanbul
2- Erzurum DGM Cumhuriyet Başsavcılığı, Hazırlık No: 1999 / 338, Karar No: 1999 / 66
3- Müzik ile Cumhuriyet Coskusu Radikal, 2 Eylül 1998
4- Milliyet`in yedi sütuna manşet verdiği ''özel'' habere göre İsmail Cem, İşveç Dışişleri Bakanı Lindh`e Kürt`çe, Ermenice ve Lazca Olmak üzere '' Anadoluda etnik farklılıklara gösterilen hoşgörüyü gözönüne sermek'' adına üç CD hediye etmiş. Lazuri Birapape`de yeralan Heyamo Lindh`i etkileyen eserler arasında yeralmış. Cem`in helsinki zirvesi öncesi vitrin düzenleme faliyetinin parçası olan bu girişim umarız vitrinde kalmaz. Tarih sadece bizim için değil, herkes için öğretici. 1998 yılında Harbiye Askeri Müze`de gerçekleştirilen İstanbul 2.Müzik Şenliği programında yer alan Knar konseri son anda askeriyenin müdahalesi ile iptal edilmişti. Habere göre`de Knar`a Polis konser izni vermiyormuş... Açıkça söylemek gerekirse Türkiye artık bir çifte standartlar ülkesi olmaktan kurtulmalıdır. Haber için bkz. Eyüpoğlu, Ali, Milliyet 26 Aralık 1999

Konular

Almanya'da Bir Laz Kurumu: Laz Dili Ve Kültürünü Yaşatma Ve Koruma Birliği – Lazebura e.V.

Kısaca Lazebura olarak anılan kurum 1998 yılında Köln'de kuruldu. Lazların kendi öz örgütlenmelerine duyulan ihtiyacın doğurduğu birliğe Selma Koçiva başkanlık etmekte. Birlik Lazebura adında bir bülten yayınlamakta.1 Birlik Almanya'da yaşayan Lazların kültürel donanımını sağlamayı amaçlıyor. Bunun için çeşitli konserler, toplantılar, atölye çalışmaları yürütüyor ve şöyle diyor: Sadece ve sadece dilimizin ve kültürümüzün kaybolmaması, yaşatılması için çalışmak istiyoruz.

1-Şimdiye kadar 2 sayı yayınlanmıştır (Mjoradan İnternet`e aktarılan bu yazı yazılırken bu sayı 4`e çıktı)
Konular

Lazca Diye Bir Dilin Olmadığını   Söyleyenlere Bir Hediye: Lazuri – Turkuli Nenapuna

Akyüz Yayıncılıktan Mart 1999'da çıkan sözlüğümüzde 9000 kelime, 500 civarında deyim ve atasözü var. Altı yıllık bir emeğin ürünü olan sözlük bugüne kadar Lazlarla ilgili olarak gerçekleştirilen çalışmalar arasında eksikliklerine rağmen çok önemli bir yerde duruyor. Yazarlardan İsmail Avcı Bucaklişi 1970 Atina-Noxlamsu doğumludur. Bucaklişi aynı zamanda usta bir horoncudur. Diğer yazarımız Hasan Uzunhasanoğlu 1973 Vi3e doğumludur. Halkımızın olumlu değerlerini üstünde taşıyan  Uzunhasanoğlu, genç yaşına rağmen Laz kültürüne ciddi katkılarda bulunmaya devam etmektedir.
Konular

Bir Lazca Ustasından: Şurimşine1

Öteden beri güzel Lazcası ile tanınan Yılmaz Avcı Azlağalıdır. Şurimşine'de çevirileri ile birlikte öğretici Lazca ve Türkçe şiirler, mizah öyküleri yer almakta. Avcı'nın şiirleri özellikle köylüleri tarafından iyi bilinmekte.2 Aynı zamanda Sima vakfı kurucu üyesi olan yazar kitabının önsözünde şöyle demektedir: Bu arada çok iyi bilinmesi gereken konu; bir veya birkaç çiçeğin kurumasıyla çiçek bahçesine birşey olmayacağı, bilakis bahçenin olmaması durumunda, tüm çiçeklerin de yok olacağının bilinmesidir.(?)
1-Avcı, Yılmaz, Şurimşine, Kurye Yayınları, İstanbul 1999
2-1994 yazında Zuğaşi Berepe olarak Hopa festivaline katıldığımızda, Azlağalıların daveti ile Azlağa`da bir konser vermiştik. Bu konserde Avcının Şurimşine Azlağa adlı şiiri okunmuştu.

Konular

1999'un Son Kitabı: Lazona*

Koçiva'nın Almanya'da basılan bu kitabında öteden beri çeşitli yayın organlarında çıkan yazılarının biraraya geldiğini görüyoruz. Yazar 80'li yıllardan bugüne Laz hareketine tanıklık yapıyor. Kitapta yer yer zorlamalara rastlasak da Koçiva'nın birikimini önemsemek gerekiyor.

*Koçiva, Selma, Lazona-Laz Halk Gerçekliği Üzerine, BDE Druck, Frankfurt / M 1999
Konular

Son Söz

Geçmişte söyledikleri Lazca şarkılarla dilimize dinamizm getiren üstatlar Yaşar Turna ve Ahmet Güngör'un adlarını da anmalıyız burada. Farkında olarak veya olmayarak şu veya bu şekilde Lazca şarkılar söyleyerek dilimizin yaşamasına iyi kötü katkıda bulunanları da isim vermeden analım. Ayrıca ikisini birarada anmak garip ama çocuklarına ve işyerlerine Lazca adlar vererek Lazlıklarına sahip çıkanları da unutmamak gerekir.

İşte Mjora ile yeni bir başlangıç yapıyoruz. Laz hareketinin kazandığı bunca deneyimden sonra Mjora'nın uzun soluklu bir yayın olacağını söylemek kehanet sayılmasa gerek. Yazımızı romantizm ve gerçekliğin kesiştiği bir dilekle bitirelim: Gerçekten “özgür topraklarda, özgür halklarla durmak” için çaba sarfetmeliyiz. Ama aynadaki resmin sahte güzelliğine kapılmadan*

*Çeçen, Mustafa, Lazepe so İdasen, Ogni, Sayı 5, İstanbul 1994
Konular

Kaynak: Mjora 2000 / Kış, Bir- Sayfa 16-29 / Memedali Barıs Beşli

Lazca Müzikler
Video: Lazuri Media
Albüm: " Zifona "
Müzik: Yali giderum yali
Yapım: Beyoğlu Metropol Müzik
Davul: Ömer ARSLAN
Perküsyon: Ömer ARSLAN
Bass gitar: V. Doğan KAYIKÇI
Akustik gitar: Mehmet YÖNTEM
Elektro gitar: Yiğit ÖZTÜRK
Tulum: İsmail AVCI (İsmanaşi)


indirdriver.net driver indirme ve arama sitesi

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    Tümü Anket
    Türkiye Suriye savaşı çıkarmı

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv

    banner21